Nedir?

ATV motorlar, tüm arazi ve hava koşullarında çalışmak üzere tasarlanmış, 3 ve 6 tekerlekli modelleri de olmasına rağmen daha çok 4 tekerlekli olarak üretilen, tek ya da çift kişilik kapasitelere sahip, benzinli içten yanmalı motorlar ile çalışan araçlardır. İlk olarak zorlu arazi koşullarında ulaşım kolaylığı sağlaması amacı ile üretilmiş olan ATV’ler ilerleyen süreçte keyifli doğa gezileri ve şehir içi ulaşım için de kullanılan bir araç haline gelmiştir.

Ülkemizde hem bireysel hem de ticari amaçlı ATV kullanımı yaygındır. Bireysel kullanıcılar genellikle eğlence ya da açık alan faaliyetlerinde yardımcı olması için ATV’leri kullanırken; ticari kullanıcılar daha çok ATV araçlarının arazideki güçlü hareket kabiliyetinden faydalanarak personel ve yük taşımacılığında verim almaya çalışmaktadır. Ayrıca son yıllarda hızla artan sayıları ile ATV safari düzenleyen firmalar şehrin stresinden bunalan macera severleri doğa ile başbaşa bir gün geçirecekleri gezilere çıkartmakta ve bu aktivitelerde ATV araçlardan faydalanmaktadırlar.

Tarihçe

İlk olarak 1960’lı yıllarda üretimine başlanan ATV’ler ilerleyen süreçte özellikle Suzuki, Yamaha, Honda ve Kawasaki gibi motor üreticilerinin yoğun AR-GE çalışmaları ile günümüzdeki halini aldı. İlk olarak 3 ve 6 tekerlekli olarak üretilen araçlar, 1982 yılında Suzuki’nin QuadRunner LT125 modelini piyasaya sürmesi ile şekil değiştirdi ve günümüzde en yüksek talebi gören 4 tekerlekli modeller sahneye çıktı. Suzuki’nin gördüğü ilgiye kayıtsız kalamayan diğer üreticiler de ürün gamlarına hızlıca 4 tekerlekli modelleri ekledi. Bu çalışmalar ile beraber motor güçlerindeki ve güç dağıtım elemanlarındaki değişiklikler ile fren ve lastik yapılarındaki yenilikler ATV’lerin performanslarında oldukça etkili oldu.

ATV’lerin yeteneklerinin artması ile birlikte kullanım alanlarında da değişiklikler oluşmaya başladı. İlk etapta sadece arazideki basit işlerde yardımcı olmak üzere tasarlanan ATV’ler ilerleyen süreçte eğlence, inşaat ve tarım gibi sivil görevlere ek olarak personel ve teçhizat nakliyesi gibi askeri görevler almaya da başladı.

Sportif ATV müsabakaları ilk olarak 1980 yılında Amerika’da başladı. İlk yıllarda farklı organizasyonların altında faaliyet gösteren sporcular 2006 yılında CMR’ın kurulması ile değişik kategorilerde düzenlenmeye başlanan müsabakalarda mücadele etmeye başladılar. Avrupa’da ise müsabakalar uzun bir süre ülkelerin motosiklet federasyonları tarafından düzenlendi. Son yıllarda FIM çatısı altında ortak organizasyonlar düzenlenmeye başlandıysa da henüz ortak bir yarışma serisi organize edilemedi.

ATV ile Türk kullanıcıların buluşması ise çok eski değildir. Önceki yıllarda kullanılan münferit araçları saymazsak ATV’lerin Türkiye macerası 2000’li yıllarda başlamıştır. İlk olarak bireysel kullanım ve turistlere yönelik doğa turları için ithal edilmeye başlanan ATV’ler ilerleyen süreçte artan model sayısı ve buna bağlı olarak kullanım alanlarının çeşitlenmesi sayesinde geniş bir kitle tarafından kullanılmaya başlandı. Ayrıca farklı üreticilerin sundukları geniş fiyat yelpazesi sayesinde kullanıcılar ATV edinme konusundaki ekonomik zorlukların üstesinden geldi. Son yıllarda devlet tarafından yapılmaya çalışılan düzenlemeler ile ATV araçların ithalatı, teknik özellikleri ve kullanım şartları hakkında çeşitli geliştirmeler yapıldı. Bu yönetmeliklerdeki amaç genel olarak kullanıcılar için güvenli ve keyifli bir sürüş ortamı doğurmaktır.

Güvenlik ve Kurallar

ATV araçlar, ilk kez kullanan sürücülere güçlü motorları ve 4 tekerlek üzerindeki dengeli yapıları ile oldukça zararsız, kaza yapma ihtimali olmayan ve her arazi koşulunda istenilen her hareketin yapılabileceği araçlar olarak gözükür. Bu sebeple genelde sürücüler dikkatsiz ve fevri davranışlarda bulunabilir. Bunun sonucunda ise kaza ve yaralanmalar kaçınılmaz olur.

Bu tarz durumlarla karşılaşmamak için yapılması gereken ATV sürmeye başlamadan önce aracın teknik özellikleri ve kapasitesi hakkında detaylı bilgi almaktır. Daha sonra acemi sürücüler için kurulan mini eğitim parkurlarında temel eğitimleri almak kaza oranını oldukça düşürmektedir.

Kaza durumunda yaralanmaları minimuma indirmek için dikkat edilmesi gereken hususların başında bel koruma ve kask kullanma gelir. Bu ekipmanlar tüm sürücüler tarafından her sürüşte mutlaka kullanılmalıdır. Ayrıca her ATV’nin bir denge noktası ve limitinin olduğu unutulmamalı ve sürüş esnasında fizik kurallarına aykırı davranışlardan kaçınılmalıdır. Eğer bir doğa turunda ATV kullanılıyorsa rehber komutlarına göre hareket etmek kaza risklerini minimize edecektir.